Biri 14 öbürü 16 yaşındaydı… Yaşadıkları o kadar korkunçtu ki polisler bile şoke oldu! Her şey telefonla gelen bir ihbarla ortaya çıktı


class=”medyanet-inline-adv”>

Takvimler 1993 yılını gösteriyordu. Jennifer Ertman (14) ve Elizabeth Pena (16), aynı lisede okuyan iki yakın arkadaştı. İkisi de Teksas’ın Northwest Houston Heights mahallesinde yaşıyordu. Okullar yaz tatiline gireli birkaç gün olmuştu.

24 Haziran akşamı, Ertman ve Pena, ortak bir arkadaşlarının doğum günü partisine katıldı. Partiye ev sahipliği yapan apartman dairesi, Pena’nın evine yürüme mesafesindeydi. Kızların çok geç vakte kadar sokakta olmalarına izin yoktu. Bu nedenle akşam saatlerinde partiden birlikte ayrılıp eve doğru yola koyuldular.

Ertesi sabah olup da Ertman ve Pena’nın eve gitmediği anlaşılınca, aileleri büyük bir telaş içinde arkadaşlarını aramaya başladı.

Kızların çocukluk arkadaşı Christina Almaraz, Prosecuting Evil programına yaptığı açıklamada, “Ben o gece partiye gitmemiştim ama ertesi sabah Jennifer’ın ailesi beni aradı. Kızlar gece eve gitmemişti ve benim bir şey bilip bilmediğimi soruyorlardı” ifadelerini kullandı ve ekledi:

class=”medyanet-inline-adv”>

“Aklıma hiç kötü bir şey gelmedi. Doğum gününün olduğu evde uyuyakalmış olabileceklerini ve eninde sonunda haber alacağımızı düşündüm.”

Biri 14 öbürü 16 yaşındaydı... Yaşadıkları o kadar korkunçtu ki polisler bile şoke oldu Her şey telefonla gelen bir ihbarla ortaya çıktı

Christina Almaraz, Jennifer ve Elizabeth’in babalarıyla

Saatler ilerledikçe ailelerin kaygıları artıyordu. Nihayet akşam saatlerinde Ertman’lar ve Pena’lar Houston Emniyet Müdürlüğü’nü arayarak kızlardan haber alınamadığını bildirdi.

O dönemde Houston bölgesinde suç oranları çok yüksekti. Her yıl yüzlerce cinayet yaşanıyordu ve polislerin önceliğini kayıp kızlar değil öldürülen kurbanlar oluşturuyordu.

DÖRT GÜN SONRA KRİTİK BİR TELEFON GELDİ

Bu nedenle aileler, kendi imkânlarıyla bir arama başlattı.

Ertman ve Pena kaybolduktan dört gün sonra yani 28 Haziran 1993 günü çok kritik bir gelişme yaşandı. Adını açıklamayan bir erkek, Crime Stoppers isimli gönüllü kuruluşu arayarak kızların cansız bedenlerini nerede bulabileceklerini söyledi.

Telefondaki kişi, Crime Stoppers’ı aradığından ismini açıklamak zorunda değildi. Ancak polisler yanlış bölgede arama yapmaya başlayınca, aynı kişi bu kez polisi arayıp müfettişleri doğru noktaya yönlendirdi. Bu da kimliğinin açığa çıkmasına neden oldu.

class=”medyanet-inline-adv”>

Gelen ipucu doğru çıktı. Yetkililer Ertman ve Pena’nın cansız bedenlerini T.C. Jester Park’ta demiryolu yakınlarındaki ağaçların altında buldu. Burası kızların gittikleri doğum günü partisinin düzenlendiği apartmanla Pena’ların evinin arasındaydı.

POLİSLER BİLE ŞOKE OLMUŞTU

Kızların ikisinin de üzerinde kıyafetleri yoktu. Vücutları ve yüzleri de tanınacak halde değildi. Bu nedenle kimlik tespiti için diş kayıtları kullanıldı.

Houston Emniyet Müdürlüğü Cinayet Masası’ndan Çavuş Ramon Zaragoza, “Sağa sola dağılmış giysileri fark ettim. Ondan sonra da kırmızı bir kemer gördüm. Yarısı yoktu. Çok korkunç bir manzaraydı” ifadelerini kullandı.

Hem Ertman hem de Pena cinsel saldırıya uğramış ve boğularak öldürülmüştü.

class=”medyanet-inline-adv”>

Polisin inceleme altına aldığı ilk kişi, cesetlerin yeriyle ilgili ipucunu veren Joe Cantu oldu. Cantu da öldürülen kızlar gibi bir Houston Heights sakiniydi.

Verdiği ifadeye göre, 24 Haziran gecesi, Cantu ve eşi evde televizyon izliyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde Joe’nun aynı evde yaşayan erkek kardeşi Peter Cantu (18), bir grup erkek arkadaşıyla eve gelmişti. Kızlara yaptıklarını birbirlerine anlatıp gülüyorlardı.

Harris İlçe Savcılığı adına konuşan Savcı Marie Munier, “Bu çocuklar cinayetleri işledikten hemen sonra evlerine gitmişlerdi ve yaptıkları şeylerle övünüyorlardı” dedi.

Houston Emniyet Müdürlüğü’nden Çavuş Todd Miller’a göre, saldırganlar Ertman ve Pena’nın takılarını “savaş ganimeti toplar gibi” almış ve kendi aralarında paylaşırken en ufak bir rahatsızlık hissetmemişti.

class=”medyanet-inline-adv”>

KİMDİ BU SALDIRGANLAR?

Salgırganlar kendilerini Siyah ve Beyaz Çete olarak tanıtıyordu. Grubun lideri Peter Cantu’ydu. Diğer üyeler ise 18 yaşındaki Jose Medellin, 14 yaşındaki kardeşi Venancio Medellin, 17 yaşındaki Efrain Perez, 18 yaşındaki Derrick Sean O’Brien ve 17 yaşındaki Raul Villareal’di.

Houston Belediye Başkanlığı’nda görevli kurban hakları savunucusu Andy Kahan, saldırganların o gece Villareal’e çeteye kabul ritüeli uygulandığını söyledi. Bu bağlamda Villareal dövülmüş ve hakaretlere uğramıştı. Ertman ve Pena’nın saldırıya uğramasının tek sebebi ise o sırada oradan geçiyor olmaktı.

Kahan’a göre, olay yerinde iki erkek kardeş daha vardı. Ancak bu kardeşler kızların saldırıya uğradığını görünce olay yerinden kaçmış ve polislere haber de vermemişti.

class=”medyanet-inline-adv”>

Çavuş Miller, “Olayın içinde o kadar çok insan varken kimsenin harekete geçip diğerlerini durdurmamış olması beni şoke etmişti. Hayretler içinde kalmıştım” dedi.

Polisler 29 Haziran 1993 günü, şüphelilerin evlerine eş zamanlı baskınlar düzenledi. Böylece birbirlerini uyarma ihtimallerinin önüne geçildi. Derrick Sean O’Brien’ın suç mahaline birkaç 100 metre uzaktaki evinde, olay yerinde bulunan kırmızı kemerin diğer parçası bulundu.

Peter Cantu, Jose Medellin, Perez, O’Brien ve Villarreal, birer yetişkin olarak birinci derece cinayet suçlamasıyla, o sırada 14 yaşında olan Venancio Medellin ise çocuk olarak yargılandı.

Biri 14 öbürü 16 yaşındaydı... Yaşadıkları o kadar korkunçtu ki polisler bile şoke oldu Her şey telefonla gelen bir ihbarla ortaya çıktı

Solda Pena, sağda Ertman çifti, Jennifer ve Elizabeth için düzenlenen ilk anma töreninde

ELIZABETH KAÇABİLECEKKEN ARKADAŞINI KURTARMAYA ÇALIŞMIŞTI

Prosecuting Evil programının sunucusu Kelly Siegler, “Bırakın cinayeti, sıradan bir suç söz konusu olduğunda bir çete üyesinden bilgi almaya çalışmak, onları başka bir çete üyesi hakkında konuşturmak neredeyse imkânsız. Konuşurlarsa bu yaftayı ömürlerinin sonuna kadar taşıyacaklarını biliyorlar ve bu onlar için bizim onlara yapabileceğimiz her şeyden daha önemli” dedi.

Yine de müfettişler, şüphelilerin bölük pörçük ifadelerini toplayarak, 24 Haziran gecesi yaşananlarla ilgili tabloyu netleştirmeyi başardı.

Saldırganlar önce Pena’yı kaçırmıştı. O noktada kurtulma şansı olan Ertman, arkadaşına yardım edebilmek için kaçmamayı tercih etmişti.

Şüpheliler Pena ve Ertman’a sırayla tecavüz ettiklerini itiraf etti.

Bir noktada Villareal’in yerde tuttuğu kızlardan birini O’Brien, kırmızı kemeriyle boğmuştu. Kemerin kopması bile saldırganları durdurmamıştı; bir mendil ve bir ayakkabı bağcığıyla kızı boğmaya devam etmişlerdi.

Adolph Pena, “Bu benim için yıkıcı bir durum. İçinde kötülük olmayan bir insan bunu küçük bir çocuğa neden yapar? Böyle bir şey yapmak için çok kötü biri olmanız gerek” dedi.

BEŞ SANIK DA AYRI AYRI YARGILANDI

14 yaşındaki Venancio Medellin haricinde tüm şüpheliler hakkında idam cezası istendi. Dönemin savcısı şüphelilerin her birinin ayrı ayrı yargılanmasını istedi. Bu da beş ayrı yargıç ve beş ayrı mahkeme anlamına geliyordu.

Raul Villareal’in davasında savcı olarak görev yapan Siegler, “Aynı tanıklar defalarca kürsüye çıktı; aynı polisler, aynı aile üyeleri, aynı adli tabip… Herkes için bir ilkti” dedi.

Venancio Medellin, ağırlaştırılmış cinsel saldırı suçlamasını kabul etti ve reşit olmayan bir kişinin alabileceği en yüksek ceza olan 40 yıl hapis aldı. Savcılarla yaptığı anlaşma doğrultusunda, Medellin’in diğer şüpheliler hakkında ifade vermesi istendi.

Çetenin lideri olduğu söylenen Peter Cantu, 31 Ocak 1994 günü yani cinayetlerden 6 ay sonra mahkeme karşısına çıkarıldı. Duruşmalar medyada geniş yer bulurken Andy Kahan mahkemedeki ortamı “Sirk gibiydi” özleriyle özetledi.

Saldırı esnasında olay yerinden kaçan kardeşler ile Peter’in ağabeyi Joe Cantu, tanık sandalyesine oturtulan kişilerden birkaçıydı.

Duruşmalar sırasında jüri üyelerine olay yeri fotoğrafları gösterildi. Savcı Marie Munier, “Hayatımda hiç bu kadar rahatsız edici fotoğraflar görmemiştim. Kâbuslarıma girdiklerini hatırlıyorum” ifadelerini kullandı.

BİR CİNAYET DAHA AÇIĞA ÇIKTI

4 Şubat 1994 günü, jüri Peter Cantu hakkında “suçlu” hükmüne ulaştı. Birkaç hafta sonra yapılan ceza duruşmasında da jüriden oy birliği ile idam kararı çıktı.

Derrick O’Brien’ın duruşmasından önce, Joe Cantu yine kritik bir ihbarda bulundu. Cantu’nun iddiasına göre, kardeşi Peter, O’Brien ve Jose Medellin, bir cinayetten daha sorumluydu.

Üçlü Ertman ve Pena’dan 6 ay önce ölü bulunan Patricia Lopez isimli kadına da önce tecavüz etmiş ardından öldürmüştü.

Çavuş Miller’ın aktardığına göre, üç şüpheli, “vahşice tecavüz edip vahşice öldürdükleri” ve “karnını deştikleri” Lopez’in cansız bedenini bir parka bırakmıştı.

Patricia Lopez’in cinayet mahalinde Jose Medellin’e ait DNA örnekleri bulundu. Aynı şekilde olay yerindeki bir içki kutusunda da O’Brien’a ait parmak izleri tespit edildi.

O’Brien hakkında Lopez cinayetiyle ilgili iddianame hazırlanmadı. Ertman ve Pena cinayetleriyle ilgili davada ise O’Brien da suçlu bulundu. Ceza duruşmasında Lopez vakası da hesaba katıldı ve O’Brien zehirli iğneyle idama mahkûm edildi.

Derrick O’Brien (fotoğraf) ile çetenin diğer üyelerinin 6 ay önce de bir kadını öldürdüğü ortaya çıktı.

Biri 14 öbürü 16 yaşındaydı... Yaşadıkları o kadar korkunçtu ki polisler bile şoke oldu! Her şey telefonla gelen bir ihbarla ortaya çıktı

Derrick O’Brien (fotoğraf) ile çetenin diğer üyelerinin 6 ay önce de bir kadını öldürdüğü ortaya çıktı.

“İSTESE SALDIRININ BİR PARÇASI OLMAYABİLİRDİ”

O noktada Jose Medellin, Raul Villarreal ve Perez’in ayrı ayrı yargılanmasına karar verilmişti. Siegler’ın aktardığına göre, en zoru Villareal’in davası oldu. Çünkü cinayetlerin yaşandığı gece aynı zamanda Villareal’in çeteye katıldığı geceydi.

Siegler, “Jüriye ‘Raul Villareal-Peter Cantu karşılaştırmasına kapılmayın çünkü Raul Villareal istese oradan çekip gidebilirdi; durabilirdi, saldırının parçası olmayabilirdi’ dedim” ifadelerini kullandı.

Yargı sürecinin sonunda Medellin, Villareal ve Perez de suçlu bulundu ve idam cezasına çarptırıldı.

Siegler, “Yetişkin sanıkların beşi de idam cezasına çarptırıldı. Bence ülke genelinde böyle bir durumun yaşandığı tek örnek buydu” dedi.

İlk olarak Temmuz 2006’da Derrick Sean O’Brien’ın cezası infaz edildi. 2 yıl sonra Jose Medellin, 2010’da da Peter Cantu idam edildi.

Daha sonra Yüksek Mahkeme, 18 yaşından küçükken işlenen suçlarda idam cezasının infazını yasaklayan kanunu kabul etti. Bunun sonucunda Efrain Perez ve Raul Villareal’in cezaları hapse çevrildi.

Bugün ikisi de halen parmaklıklar ardında. Ancak mahkeme belgelerine göre hem Perez hem de Villareal 2029 itibarıyla şartlı tahliye ile serbest kalabilecek.

Oxygen’ın “Kelly Siegler Revisits 1993 Case of Friends Raped, Murdered by “Evil” Pack of Teens” başlıklı haberinden derlenmiştir.



Source link

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*